Gürlek: Yazıcıoğlu soruşturmasında FETÖ organizasyonu emareleri var

Haber gorseli

Bakan Gürlek, TRT Haber’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. “Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı” iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma süreci hakkında bilgi veren Gürlek, Şile Belediyesine yönelik soruşturmanın şüphelisi Berkant Acil’in Haluk Levent’in üvey kardeşi olduğunu ifade etti.

Gürlek, Acil’in bir şirketi olduğunu, bu şirketin belediyelere konser, reklam ve çeşitli organizasyon hizmetleri sunduğunu belirterek, soruşturma kapsamında Yeliz Kaya’nın da gözaltına alındığını söyledi.

Ahbap Derneğinde resmi bir görevi bulunmamasına rağmen dernek hesabından Kaya’nın hesabına para transferi yapıldığını belirten Gürlek, söz konusu paraların Haluk Levent tarafından alındığını, bu nedenle soruşturma başlatıldığını anlattı.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerin ardından derneğin yardım topladığını anımsatan Gürlek, şöyle devam etti:

“Ahbap Derneği özellikle deprem zamanı toplanan yardımlarla gündeme geldi. Derneğin kamu derneği olması ya da özel vakıf olması önemli değil, burada bir sorumluluk üstlenmesi. Ahbap da burada inanılmaz bir sorumluluk üstlendi. Arkadaşlar, MASAK raporlarını da alıyorlar Ahbap Derneğinin. Deprem zamanı 245 milyon dolar toplanmış. O zamanki Türk lirası hesabına göre 4,3 milyar lira.

Burada bizi ilgilendiren kısmı Ahbap Derneğinde toplanan paraların Haluk Levent’in şahsına alınması. Burada önemli olan konu bu. Biz bunu gördük MASAK raporlarında. Haluk Levent de zaten ikrar etti. Maalesef kumar ve bahis sebebiyle bir bataklığa düştüğünü, bu sebeple dernekten borç aldığını kendisi kabul etti. Haluk Levent bizim yasal bahis dediğimiz, yani legal şirketlerde 990 milyon lira bahis oynamış. Bunların hepsi tespit edildi. Kamu yararına çalışan dernekten, vatandaşımızın deprem zamanında tasarruf ederek, tamamen hayırseverlik ve gönüllülük uyarınca gönderdiği paraları Haluk Levent şahsi hesabına almış. Yani bu suç.”

Soruşturma kapsamında 28 tutuklu, 21 adli kontrollü şüpheli, 70 civarında müşteki bulunduğunu ifade eden Gürlek, bazı isimlerin ifadeye çağrıldığını, bilgilerine başvurulduğunu kaydetti, soruşturmada yeni gözaltıların da olabileceğini söyledi.

“FETÖ’nün organizasyonu olduğunu gösteren çok ciddi emareler var”

Gürlek, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulundukları helikopterin düşmesi sonucu ölümleriyle ilgili yürütülen soruşturmanın sorulması üzerine, bu işi FETÖ’nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller olduğunu vurguladı.

Soruşturma kapsamında 21 kişinin gözaltına alındığı, 19 kişinin tutuklandığını anımsatan Gürlek, şunları kaydetti:

“Ben kendim de delilleri inceledim, kırımın FETÖ’nün organizasyonu olduğunu gösteren çok ciddi emareler var. Nasıl emareler var? Özellikle helikopter kazaya uğramadan, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesi nedeniyle mi helikopter düştü, yoksa hava şartları ya da helikopterin diğer eksiklikleri nedeniyle mi düştü diye.”

Gürlek, F-4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantılarının araştırıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

“F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin Adil Öksüz’ün evinde parmak izi çıkıyor. Bu pilotun Hava Kuvvetleri mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor. En son Elazığ il imamı tutuklanmıştı. Onun ByLock yazışmaları çıktı. Mülkiye yapılanmasından birisiyle yazışmasında, ‘Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu süreçten çok endişeliydi. Bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun.’ şeklinde bir yazışması var. Arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun FETÖ’nün hedefine konulup, daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu. Başsavcılık ilk operasyonu yaptı, muhtemelen devamı da gelecektir.”

“28 cinayet çözümlendi”

Faili meçhul dosyalara yönelik yürütülen çalışmalar hakkında konuşan Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurulduğunu anımsatarak, bugüne kadar 20-25 yıl önce işlenmiş 28 cinayetin aydınlatıldığını aktardı.

Gürlek, büroyu kurma amaçlarının suçlarla ve suçluyla mücadele konusundaki kararlılıklarını ortaya koymak olduğunun altını çizerek, 680 civarında dosyanın büroya alındığını, bunların hepsinin tek tek incelendiğini söyledi.

Büroda Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Bahriye Üçok’un dosyalarının da bulunduğunu belirten Gürlek, bunların da çözümlenmesini temenni ettiğini belirtti.

Gürlek, büronun kuruluş amacının, vatandaşların özellikle karanlıkta kalmış bir cinayet dosyası varsa bunun aydınlatılması ve adalete duyulan güvenin en üst seviyede hissedilmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmanın sorulması üzerine Gürlek, ABD’de de tutuklanan Umut Altaş’ın itirafları olduğunu ve Altaş’ın Türkiye’ye getirilmesini istediklerini, ABD makamlarıyla görüştüklerini, sürecin olumlu gittiğini ifade etti.

Son operasyonda gözaltına alınan kişilerin, cenazenin gömüldüğü yeri bildikleri şüphesiyle yakalandıklarını belirten Gürlek, “Biz de elbette, eğer bir cenaze yeri varsa bunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü Gülistan Doku’nun ailesinin de en azından bir mezarın başına giderek dua etme hakkı var. İnşallah cenazenin yerinin bulunacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Gürlek, Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te göl kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmanın devam ettiğini ve yakın zamanda olumlu gelişmeler olacağını düşündüğünü söyledi.

“Ekrem İmamoğlu, olayı farklı mecralara çekmek istiyor”

“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın duruşmasında sarf ettiği “Ben buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldim.” sözü ile duruşmadaki tavrına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Gürlek, şu cevabı verdi:

“Şimdi bu olmaz. Mahkemeler kesinlikle siyasi propaganda arenası değildir. Mahkemelerde özellikle yargılama yapan heyete, savcıya kimse parmak sallayamaz, ‘İki gün sonra sen yargılanacaksın.’ diye hesap soramaz. Ekrem İmamoğlu dosyada sürekli olarak bunu yapıyor, polemik yapıyor. Şu an bence Ekrem İmamoğlu’nun üzerine atılı suçlardan dolayı savunmasını yapması lazım. İddia makamı bir iddia sundu. Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarıyla birlikte bu eylemlerin böyle olmadığını ispat etmesi gerekirken tam tersi olayı farklı mecralara çekmek istiyor. Yani mahkemelerde kesinlikle propaganda yapılmaz, yargılama yapılır. Mahkeme heyetleri de bu propagandadan etkilenmez. Ekrem İmamoğlu şu an bunu açıkçası siyasi şov malzemesi getirmeye çalışıyor.”

Gürlek, “Ben özellikle Ekrem Bey’in ve diğer yargılanan kişilerin siyasi polemiğe girmeden, dosyadaki delillere göre savunma yapmasını istiyorum. Burada mahkeme de buna riayet ediyor. Sonuçta duruşmanın huzur ve düzenini bozamazsınız. Huzur ve düzenini bozarsanız da kanunda hakime, mahkeme başkanına yetkiler tanınmış, bunları uygulamak zorunda.” diye konuştu.

yok

Author: Onur Çelik